
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şenoğlu, günümüzde omurga cerrahisinde kullanılan ileri teknolojiler sayesinde bel fıtığı ameliyatlarının geçmişe göre çok daha güvenli hale geldiğini belirterek, asıl riskin ameliyattan değil, tedavi edilmeyen sinir basısından kaynaklandığını vurguladı. “Muayene sırasında hastalarımın MR görüntülerinden çok daha büyük bir yük taşıdığını görüyorum; o da ameliyat korkusu” diyen Prof. Dr. Şenoğlu, özellikle ilerlemiş bel fıtığı bulunan hastaların en büyük endişesinin sakat kalma korkusu olduğunu ifade etti. Bel fıtığında sinirlere uzun süreli baskı oluşmasının kalıcı hasara yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Şenoğlu, şunları söyledi: “Felç riski ameliyattan değil, sinir basısı oluşturan fıtığın zamanında tedavi edilmemesinden kaynaklanabilir. Sinir uzun süre baskı altında kalırsa geri dönüşü zor hasarlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle korku nedeniyle tedaviyi geciktirmek, hastanın aleyhine sonuçlar doğurabilir.”
Mikrocerrahi İle Milimetrik Hassasiyet
Bel fıtığı cerrahisinde kullanılan mikrocerrahi yöntemlerin hastalara önemli avantajlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Şenoğlu, gelişmiş mikroskop teknolojisinin cerrahlara büyük bir görüş avantajı sağladığını söyledi. “Mikrocerrahide yüksek çözünürlüklü mikroskoplar sayesinde sinir dokuları ve fıtıklaşmış alan çok daha net görülür. Cerrah, milimetrik hassasiyetle çalışarak sadece sorunlu bölgeye müdahale eder. Bu yöntem, dokulara maksimum saygı gösterilmesini, kanama riskinin azalmasını ve hastanın daha konforlu bir iyileşme süreci geçirmesini sağlar” diye ekledi.
Daha Küçük Kesi, Daha Hızlı İyileşme
Endoskopik yani kapalı bel fıtığı ameliyatlarının da son yıllarda önemli gelişmeler arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Şenoğlu, yöntemin özellikle uygun hastalarda büyük avantajlar sunduğunu ifade ederek, “Endoskopik cerrahide birkaç milimetrelik küçük bir giriş noktasından kamera yardımıyla fıtık bölgesine ulaşılır. Kas dokuları kesilmez, doğal anatomik yapı korunur. Bu da hastanın ameliyat sonrası daha az ağrı yaşamasına ve günlük yaşamına daha hızlı dönmesine yardımcı olur” dedi.
Kişiye Özel Planlanmalı
Bilimsel çalışmaların mikrocerrahi ve endoskopik cerrahinin uzun dönem sonuçlarında birbirine yakın başarı oranları gösterdiğini belirten Prof. Dr. Şenoğlu, yöntemin hastanın durumuna göre belirlenmesi gerektiğini söyleyerek, “Her hastanın anatomisi, fıtığın konumu ve sinir basısının derecesi farklıdır. Bu nedenle tek tip bir tedavi yaklaşımı yerine kişiye özel planlama yapılmalıdır” diye konuştu.
Bacakta Güç Kaybı Varsa Zaman Kaybetmeyin
Bel fıtığında bazı belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenoğlu, özellikle bacakta güç kaybı, ayakta düşme, ilerleyen uyuşma ve geçmeyen şiddetli ağrı yaşayan hastaların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Modern omurga cerrahisi artık eski dönemlerdeki gibi büyük kesilerle yapılan, hastayı uzun süre zorlayan bir süreç değil. Teknolojinin sağladığı olanaklarla ameliyatlar daha güvenli ve konforlu hale geldi. Hastalarımızın korku nedeniyle yaşam kalitelerini kaybetmelerini istemiyoruz” dedi.