
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Temiz, fıtık tedavisinde uygulanan güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Bel ve boyun fıtıklarının uzun yıllar boyunca açık cerrahiyle tedavi edilirken, artık teknolojinin gelişmesiyle birlikte çok daha konforlu yöntemlerin devreye girdiğini söyleyen Prof. Dr. Cüneyt Temiz, endoskopik sistemlerin bu alandaki yerine vurgu yaparak, “Gelişmiş endoskoplar sayesinde artık sadece 1 santimetrelik bir kesiden girerek fıtığı çıkartabiliyoruz. Kapalı sistemle yapılan ameliyatlardan sonra hastalar aynı gün ayağa kalkabiliyor, evine dönebiliyor ve ertesi gün işlerine başlayabiliyor” dedi.
Her Fıtık Kapalı Yönteme Uygun Değil
Her bel ve boyun fıtığı için kapalı yöntem uygulanamayacağını ifade eden Prof. Dr. Temiz, özellikle omurgada kireçlenmeye bağlı gelişen kanal daralması gibi durumlarda farklı tedavi seçeneklerinin gündeme geldiğini belirterek, alternatif tedavi seçenekleri hakkında şu bilgileri verdi: “Bazı hastalar için lazerli nükleotomi gibi daha hafif girişimler tercih edilebilir. Sadece bir iğneyle, hastayı uyutmadan, skopi altında girip lazer enerjisiyle fıtığı küçültmek ve buharlaştırmak mümkündür. Bu yöntemde de hastalar aynı gün içerisinde ayağa kalkabilmektedirler. Bu yöntemlerin uygun hasta grubunda başarı oranı yüzde 60-70 civarındadır. Buna ek olarak, krionükleotomi (dondurarak tedavi) ve elektriksel yakma yöntemleri gibi farklı teknolojiler de uygun hastalarda yüz güldürücü sonuçlar vermektedir” diye konuştu.
Ameliyat gerektirmeyen ancak şiddetli ağrısı olan hastalarda, ağrıyı ileten sinirlerin çevresine özel ilaçlar verilerek ağrının kontrol altına alınabildiğini belirten Prof. Dr. Temiz, “Ağrının kaynağına ya da ağrıyı ileten sinir köklerinin çevresine girilerek, buraya özel bazı kimyasal maddeler enjekte edilmesiyle ağrının kesilmesi mümkündür. Bu işlemler, lokal anestezi altında, hasta uyutulmadan ve skopi kontrolünde yaklaşık yarım saat ile bir saat arasında gerçekleştirilmektedir. Hastalar, işlem sonrası aynı gün ayağa kalkarak günlük yaşamlarına kaldıkları yerden devam edebilmektedir” dedi.
Bu Yöntemler Birbirinin Alternatifi Değil
Dr. Temiz, tedavi yaklaşımlarının birbirinin yerine geçmediğinin önemle altını çizerek, “Kapalı cerrahi, her zaman açık cerrahinin yerine geçmez. Bunlar hafiften ağıra uzanan bir tedavi skalasıdır. Ağrı girişimleri en hafifidir, açık cerrahi ise en ağır vakalar içindir. Her hastalıkta, doğru yöntemi seçmek süreç açısından oldukça önemlidir. Hastalarda kuvvet kaybı, idrar ya da büyük abdest kaçırma gibi belirtilerin görülmesi durumunda, açık cerrahi kaçınılmaz olabilir. Bu tür vakaların acilen bir beyin ve sinir cerrahına başvurması gerekir” Ağrıyı bastırmak yerine, altında yatan nedeni araştırmak önemlidir. Erken müdahale ile birçok ciddi sorunun önüne geçilebileceği unutulmamalıdır” diye konuştu.