
Günlük yaşamda merdiven çıkarken, oturup kalkarken ya da uzun süre ayakta kalındığında hissedilen diz ağrılarının kimi zaman basit bir zorlanmadan kaynaklanabildiğini ifade eden Özel Gazi Fizik Tedavi Tıp Merkezi Başhekimi ve Mesul Müdürü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hatice Banu Kenar, bu şikâyetlerin bazı durumlarda ise ciddi eklem hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkat çekti.
Diz ekleminin kemikler, kıkırdak yapılar, bağlar, menisküsler ve kaslardan oluşan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Dr. Kenar, “Bu yapılardan herhangi birinde oluşan hasar ağrıya yol açabilir. Özellikle spor yaralanmaları, fazla kilo, romatizmal hastalıklar ve yaşa bağlı kıkırdak aşınmaları diz ağrısının en sık nedenleri arasında yer alır. Yaşla birlikte eklem kıkırdağının incelmesi ve yüzey pürüzlülüğünün artması sonucunda ağrı, tutukluk ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Sabahları ilk adımlarda hissedilen sertlik ve uzun süreli hareketsizlik sonrası oluşan ağrı bu durumun tipik belirtilerindendir. Bunun yanı sıra menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları, patellofemoral ağrı sendromu ve romatizmal hastalıklar da diz ağrısına neden olabilir. Özellikle genç ve aktif bireylerde spor travmalarına bağlı yaralanmalar daha sık görülürken, ileri yaşta dejeneratif süreçler ön plana çıkmaktadır” dedi.
Doğru Değerlendirme Önemli
Diz ağrısının tedavisinde öncelikle doğru tanının konulması gerektiğini vurgulayan Dr. Kenar, “Hastanın ayrıntılı öyküsünün alınması ve fizik muayene temel adımlardır. Gerekli durumlarda röntgen, manyetik rezonans görüntüleme ve kan tetkiklerinden de yararlanılabilmektedir. Ağrının süresi, şiddeti, travma öyküsü ve eşlik eden şişlik ya da kilitlenme gibi belirtiler tanı sürecinde yol göstericidir” şeklinde konuştu.
Tedavide Kişiye Özel Yaklaşım
Diz ağrılarının tedavisinin altta yatan nedene göre planlandığını belirten Dr. Kenar, “Akut dönemde fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, istirahat, buz uygulaması ve uygun ilaç tedavisi önerilirken, kronik ağrılarda fizik tedavi ve rehabilitasyon programları daha ön plana çıkar. Kas güçlendirme egzersizleri, özellikle diz çevresindeki kuadriseps kasının güçlendirilmesi, eklem üzerindeki yükü azaltarak ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Gerekli görülen hastalarda eklem içi enjeksiyon tedavileri uygulanabilmektedir. Hyaluronik asit ve PRP gibi uygulamaların yanı sıra son yıllarda eksozom tedavisi de öne çıkmaktadır. Eksozomlar, hücreler arası iletişimi sağlayan ve onarıcı süreçleri destekleyen biyolojik parçacıklardır. Özellikle erken ve orta evre kireçlenme hastalarında doku yenilenmesini destekler. İleri evre kireçlenmede ise cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Ancak çoğu hastada düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve yaşam tarzı değişiklikleriyle cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir” diye konuştu.