
Günümüz ebeveynliğinin sessiz bir yarışa dönüştüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dorukhan Besin, bu yarışın hakeminin çoğu zaman bilim değil; sosyal medya olduğunu söyledi.
“Bir anne, çocuğunu kucağında sallarken telefonuna bakıyor. Karşısına “12 aylıkken gece boyunca uyuyan bebek” videosu düşüyor” diyen Dr. Besin sözlerini şöyle sürdürdü: “O an kendi çocuğuna bakışı değişiyor. Aynı çocuk ama artık “eksik” gibi. Aynı anne ama artık “yetersiz” hissediyor. Oysa ebeveynlik bir yarış değildir. Parkur hiç değildir” dedi.
Her Çocuk Kendine Özgüdür
Çocukların fabrika ürünü olmadığını ve bu yüzden de aynı yaştaki iki çocuğun aynı gelişim basamaklarında olması gerekmediğini vurgulayan Dr. Besin, “Biri erken yürür, diğeri geç konuşur. Biri iştahlıdır, diğeri seçici. Biri kolay uyur, diğeri temas ister. Bunların hiçbiri başarısızlık değildir. Ama biz ne yaptık? Normal olanı problem, farklı olanı eksiklik ilan ettik. Bugün birçok ebeveyn çocuğunu değil, başkalarının çocuklarını referans alarak büyütüyor. “Benimki neden böyle?” sorusu, yerini “Ben nerede yanlış yaptım?” suçluluğuna bırakıyor. Hâlbuki çoğu zaman ortada yanlış yok. Sadece karşılaştırma var. Peki, bu konuda bilim bizlere ne söylüyor: Sağlıklı gelişim, tek bir çizgi üzerinde ilerlemez. Dalgalıdır, bireyseldir, inişlidir çıkışlıdır. Ama sosyal medya düz bir grafik istiyor. Hep yukarı giden, hep kusursuz. Bu beklenti, çocuklara da zarar veriyor. Sürekli daha fazlası beklenen çocuk; daha hızlı, daha uslu, daha başarılı olması gereken çocuk… Ve bir süre sonra sadece çocuk değil, ebeveyn de yoruluyor. Oysa çocuk yetiştirmek “yetiştirmek” değildir. Eşlik etmektir. Bazen geri kalmak gibi görünen şey, çocuğun kendi ritmidir. Bazen “hayır” diyen çocuk, sınırlarını fark ediyordur. Bazen geç konuşan çocuk, daha çok dinliyordur. Ebeveynlik bir yarış olsaydı, kazanan olmazdı. Çünkü yarışta herkes bir başkasına bakar, kimse kendi yolunu göremez. Belki de artık şunu hatırlamamız gerekiyor: İyi ebeveynlik, başkalarının çocuklarına bakarak değil; kendi çocuğunu anlayarak olur. Ve belki de en büyük başarı, “Biz yarışmadık” diyebilmektir.