Ege Ambulans
Erken Gebelik Düşükleri Kader Değil: Bilim Konuşuyor, Umut Büyüyor04/03/2026

Erken gebelik kayıplarının binlerce kadının sessizce yaşadığı, ancak toplumda yeterince konuşulmayan bir gerçeklik olduğuna dikkat çeken Batı Anadolu Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neslihan Gürbüz, bu sürecin yalnızca bedensel bir kayıp olmadığını vurguladı. Dr. Gürbüz, “Birçok anne adayı erken gebelik kaybını derin bir ruhsal travma olarak yaşıyor. Kadınlar çoğu zaman suçluluk duygusu, yetersizlik hissi ve yoğun kaygı ile baş etmeye çalışıyor. Bu nedenle tedavide artık yalnızca fizyolojiye değil, psikolojik iyilik haline de odaklanılması gerekiyor. Düşük yaşayan bir kadının aynı zamanda yas tutan bir anne olduğunu da unutmamak gerekiyor” dedi. Dr. Gürbüz, toplumda hâlâ “olur böyle şeyler”, “nasip değilmiş” ya da “doğal süreç” gibi ifadelerle geçiştirilen erken gebelik kayıplarının, bilimsel veriler ışığında farklı bir noktada değerlendirildiğini belirterek, “Erken gebelik kaybı çoğu zaman kader değil; tanı konulabilir ve önlenebilir bir sağlık sorunudur. Özellikle ilk 12 haftada gerçekleşen düşüklerin büyük bir kısmı tesadüf değil, vücudun verdiği biyolojik bir sinyaldir. Bir düşük bazen rastlantı olabilir; iki düşük bir uyarıdır. Tekrarlayan düşükler ise mutlaka araştırılması gereken ciddi bir tıbbi tablodur” diye konuştu. “Modern tıp, erken gebelik kayıplarının yalnızca embriyoya bağlı olmadığını; anne vücudundaki sistemsel faktörlerin de belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor” diyen Dr. Gürbüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilimsel olarak en sık saptanan nedenler arasında genetik anomaliler (kromozomal bozukluklar),  pıhtılaşma bozuklukları (trombofili sendromları), bağışıklık sistemi uyumsuzlukları, hormonal yetersizlikler (progesteron eksikliği, tiroid hastalıkları, insülin direnci), kronik enfeksiyonlar ve inflamasyon, uzun süreli stres, kortizol artışı ve metabolik yük yer alır. Bu faktörlerin çoğu geçmişte “nedeni bilinmeyen düşük” başlığı altında değerlendirilirken, bugün artık özel testlerle tanımlanabilir hale gelmiş durumdadır.”

Standart Tedavi Değil, Kişiye Özel Protokol

Günümüzde artık tek tip reçete anlayışının terk edildiğini vurgulayan Dr. Gürbüz, “Her kadının biyolojisi, bağışıklık sistemi, genetik yapısı ve hormonal dengesi farklı olduğu için tedaviler de kişiselleştirilmiş protokollerle planlanmalıdır.  Modern tedavi yöntemleri arasında; immün sistem düzenleyici tedaviler, pıhtılaşma önleyici koruyucu protokoller, hormon destek tedavileri, endometrium güçlendirici uygulamalar, rahim içi çevreyi iyileştiren destek yaklaşımlar, multidisipliner takip modelleri( kadın doğum + hematoloji + genetik + immunoloji + psikoloji ) yer almaktadır.  Bu bütüncül yaklaşımlar sayesinde geçmişte “tekrarlayan düşük” tanısı almış birçok kadın bugün sağlıklı gebelikler ve sağlıklı doğumlar yaşayabilmektedirler” diye konuştu. Dr. Gürbüz kadın sağlığının artık yalnızca tedavi odaklı değil, koruyucu hekimlik odaklı ilerlediğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün bilim şunu net olarak söylüyor: Erken gebelik kayıplarının önemli bir bölümü önlenebilirdir ve tekrarlayan düşükler kader değildir. Doğru tanı, doğru tedavi ve bütüncül yaklaşım ile sağlıklı gebelik mümkündür. Erken tanı programları, kişiye özel tedaviler ve multidisipliner takip sayesinde, her yıl binlerce kadın yeniden umutla anne olma yoluna çıkıyor.”

Sosyal Ağlarda Paylaş
Ege Ambulans
Has Ajans Sağlık Gazetem 0(232) 464 75 73 info@saglikgazetem.com