Ege Ambulans
Göz Altı Koyuluğuna ve Çöküklüğüne Etkili Dokunuşlar28/07/2026

Yüz ifadesini en çok etkileyen bölgelerin başında gelen göz çevresi, yaşlanma belirtilerinin ilk ortaya çıktığı alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Göz altındaki koyu halkalar ve çöküklük ise kişiyi olduğundan daha yorgun, uykusuz ve mutsuz göstererek yaşam kalitesini ve özgüveni olumsuz etkileyebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Murat Durak, göz altı problemlerinin nedenlerini ve günümüzde uygulanan modern tedavi yöntemlerini anlattı.

Göz altı koyuluğunun tek bir nedene bağlı gelişmediğini vurgulayan Dr. Durak, “Genetik yatkınlık, yaş alma, düzensiz uyku, yoğun stres, güneş ışınları, alerjik hastalıklar ve yaşam tarzı göz altı koyuluklarının oluşumunda önemli rol oynuyor. Bunun yanında yaşla birlikte cilt altındaki yağ dokusunun azalması göz altında çöküklüğe neden oluyor. Çöküklük oluştuğunda ışık gölgelenmesi arttığı için koyu halkalar daha belirgin hale geliyor” dedi. Her hastaya aynı tedavinin uygulanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Durak, “Göz altındaki renk değişikliği bazen melanin artışına, bazen damarların belirginleşmesine, bazen de hacim kaybına bağlı gölgelenme nedeniyle gelişiyor. Bu nedenle öncelikle ayrıntılı değerlendirme yapılmalı, ardından kişiye özel tedavi planı oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.

Daha Dinç Bir İfade

Göz altı çöküklüğünün estetik açıdan önemli bir problem olduğunu ifade eden Dr. Durak, uygun hastalarda hyalüronik asit içerikli göz altı dolgularının başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, “Doğru teknikle ve doğru hastaya uygulanan göz altı dolgusu, hacim kaybını gidererek çöküklüğü azaltabiliyor. Böylece hem gölgelenme hafifliyor hem de kişi daha canlı ve dinlenmiş bir yüz ifadesine kavuşuyor. İşlem kısa sürede uygulanıyor ve kişi günlük yaşamına hızla dönebiliyor. Ancak göz çevresi anatomisi oldukça hassas olduğu için bu uygulamanın deneyimli uzmanlar tarafından yapılması büyük önem taşıyor.”

Kombine Tedavilerle Başarılı Sonuçlar

Günümüzde göz altı problemlerinde tek bir yöntem yerine kombine tedavilerin öne çıktığını belirten Dr. Durak, şunları söyledi: “Pigment artışına bağlı koyuluklarda lazer uygulamalarından yararlanabiliyoruz. Cilt kalitesini artırmak amacıyla mezoterapi, polinükleotid, somon DNA, eksozom ve kolajen uyarıcı tedaviler de uygulanabiliyor. Göz altı derisinin inceldiği ve elastikiyetini kaybettiği durumlarda bu uygulamalar cildin daha sağlıklı, parlak ve sıkı görünmesine katkı sağlıyor. Hastanın ihtiyacına göre bu yöntemleri tek başına ya da birlikte planlamak çok daha doğal ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.”

Yaşam Tarzı da Önemli

Tedavinin başarısında yaşam alışkanlıklarının da etkili olduğuna dikkat çeken Dr. Durak, “Yeterli uyku, bol su tüketimi, dengeli beslenme, sigaradan uzak durulması ve güneşten korunma göz çevresinin daha sağlıklı görünmesine katkı sağlar. Ayrıca göz çevresine uygun nemlendirici ve güneş koruyucu ürünlerin düzenli kullanılması yaşlanma belirtilerinin gecikmesine yardımcı olur. Ancak yaşam tarzı değişiklikleri tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle genetik faktörlere veya yaşlanmaya bağlı gelişen göz altı sorunlarında dermatolojik değerlendirme sonrası kişiye özel tedaviler çok daha başarılı sonuçlar vermektedir” dedi.

Sosyal Ağlarda Paylaş
Ege Ambulans
Has Ajans Sağlık Gazetem 0(232) 464 75 73 info@saglikgazetem.com