Ege Ambulans
Kadın Bedeninde Sessizce Azalan Gerçeklik: Yumurtalık Rezervi04/03/2026

Batı Anadolu Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neslihan Gürbüz, tıpta “over rezervi” olarak adlandırılan yumurtalık rezervinin, bir kadının yumurtalıklarında bulunan yumurta sayısını ve kalitesini ifade ettiğini söyledi. Doğumla birlikte var olan bu biyolojik rezervin yaşam boyunca doğal olarak azaldığını dile getiren Dr. Gürbüz, “Güncel bilimsel veriler bu azalmanın yalnızca yaşa bağlı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Çevresel, genetik, hormonal ve yaşam tarzına bağlı faktörler, yumurtalık rezervinin daha erken yaşlarda azalmasına neden olabiliyor. Yumurtalık rezervini gösteren en önemli biyolojik belirteçlerden biri olan AMH (Anti-Müllerian Hormon) seviyeleri yaşla birlikte düzenli olarak düşüyor. Uluslararası ve büyük ölçekli araştırmalara göre bu düşüş özellikle 30’lu yaşlardan sonra giderek daha da hızlanıyor. Bazı kadınlarda ise 20’li yaşlarda dahi düşük rezerv bulguları saptanabiliyor. Bu yüzden yumurta rezervi her kadında aynı hızda ve aynı yaşta azalmıyor” dedi.

Yumurta Rezervi Neden Azalır?

Dr. Gürbüz, yumurtalık rezervinin azalmasında genetik yatkınlık, doğal yaşlanma süreci, endometriozis ve yumurtalık hastalıkları, yumurtalık cerrahileri, sigara ve toksin maruziyeti, kronik stres, hormonal yük, otoimmün hastalıklar ve metabolik bozuklukların etkili olabildiğini söyledi. Bu faktörlerin hem yumurta sayısının azalmasına hem de yumurta kalitesinin bozulmasına yol açabileceğini belirten Dr. Gürbüz, “Yumurta rezervinin azalması çoğu zaman ağrıya neden olmaz, belirti vermez, adet düzenini bozmaz ve günlük yaşamı etkilemez. Birçok kadın, çocuk sahibi olmayı planladığı dönemde yapılan testlerle ilk kez düşük yumurtalık rezervi gerçeğiyle karşılaşır. Yumurta rezervi sessizce azalır ve genellikle fark edilmez; ta ki gebelik planlaması yapılana kadar” dedi. Günümüzde yumurtalık rezervinin bilimsel yöntemlerle ölçülebildiğini vurgulayan Dr. Gürbüz, AMH testi, FSH ve hormon profilleri ile ultrasonla yapılan antral folikül sayımı (AFC) sayesinde rezervin objektif olarak değerlendirilebildiğini söyledi. “Yumurta rezervini bilmek, hemen hamile kalmak zorunda olmak anlamına gelmez. Bu bilgi, geleceği bilinçli şekilde planlamayı sağlar” diyen Dr. Gürbüz, kadınların bu sayede gebelik planlarını daha sağlıklı yapabildiğini, doğurganlıklarını bilinçli yönetebildiğini ve gerekirse koruyucu tıbbi seçenekleri değerlendirebildiğini ifade etti.

Düşük yumurtalık rezervinin anneliğin sona erdiği anlamına gelmediğini vurgulayan Dr. Gürbüz, “Bu durum gebeliğin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Modern üreme tıbbı; tüp bebek uygulamaları, yumurta dondurma teknolojileri, kişiye özel tedavi protokolleri ve genetik destekler sayesinde bugün milyonlarca kadın, düşük rezervle dahi sağlıklı gebelikler yaşayabilmektedir” dedi.

Sosyal Ağlarda Paylaş
Ege Ambulans
Has Ajans Sağlık Gazetem 0(232) 464 75 73 info@saglikgazetem.com