
Gelişen teknolojiyle birlikte kolon ve rektum kanserlerinin tedavisinde kullanılan yöntemlerin de dönüşüm geçirdiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Kaçar, son yıllarda giderek yaygınlaşan laparoskopik kolorektal cerrahi yani kapalı ameliyat tekniği sayesinde hastaların iyileşme sürecinin daha konforlu geçtiğini belirtti. Prof. Dr. Kaçar laparoskopik kolorektal cerrahi hakkında merak edilenleri yanıtladı.
Laparoskopik cerrahi nedir ve kolon kanseri tedavisinde nasıl bir rol oynar?
Laparoskopik cerrahi, açık cerrahiden farklı olarak büyük bir kesi yapmadan, karına birkaç küçük delik açılarak gerçekleştirilen bir tekniktir. Bu deliklerden içeri yerleştirilen kamera ve cerrahi aletlerle tümör çıkarılır. Kolon kanseri vakalarında uygun hastalarda bu yöntem güvenle uygulanmaktadır. Cerrahi prensiplerden ödün vermeden, aynı onkolojik başarı daha az travmayla elde edilebilmektedir.
Laparoskopik cerrahinin hastalara sağladığı avantajlar nelerdir?
Laparoskopik cerrahinin en önemli avantajı, hastaların daha az ağrı çekmesi ve daha hızlı toparlanmasıdır. Laparoskopi sayesinde hastalarımız çoğu zaman birkaç gün içinde ayağa kalkabiliyor, daha erken taburcu oluyor ve sosyal yaşama hızlıca dönebiliyor. Ayrıca yara yerinde enfeksiyon, fıtık gibi komplikasyonlar da daha az görülüyor.
Her kolon kanseri hastası laparoskopik cerrahiye uygun mudur?
Laparoskopi her hasta için uygun olmayabilir. Özellikle tümörün komşu organlara yayılması, çok ileri evre olması ya da acil durumlarda (örneğin perforasyon) bazen açık cerrahi tercih etmemiz gerekebiliyor. Uygunluk durumu her hasta için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Onkolojik güvenlik açısından kapalı ameliyat açık cerrahinin yerini tutar mı?
Uygun şekilde yapıldığında, laparoskopik cerrahi ile tümör tamamen çıkarılabilir, yeterli sayıda lenf nodu alınabilir. Yani onkolojik prensiplere uyulduğu sürece açık cerrahiyle aynı başarı sağlanabilir.
Hastalar bu süreçte nelere dikkat etmeli?
Hastalar öncelikle cerrahlarıyla detaylı konuşmalı. Hangi yöntem kullanılacak, neden o yöntem seçiliyor, süreç nasıl işleyecek tüm bu soruları sormalılar. Ayrıca ameliyatın yapılacağı merkezin tecrübesi ve multidisipliner bir ekiple çalışılması da çok önemli. Kolon kanseri erken evrede yakalandığında başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Laparoskopik cerrahi de hem onkolojik başarıyı hem de yaşam kalitesini birlikte sunan güçlü bir yöntem. Erken tanı ve doğru merkez seçimi bu sürecin en kritik adımları arasında yer almaktadır.
Küçük Kesi Konforu
Laparoskopik cerrahinin, açık cerrahiden farklı olarak büyük bir kesi yapılmaksızın, karın bölgesine birkaç küçük delik açılarak gerçekleştirilen bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Kaçar, bu yöntemin uygun hastalarda başarıyla uygulanabildiğini ve cerrahi prensiplerden ödün verilmeden, daha az travmayla aynı onkolojik sonucun elde edilebildiğini vurguladı. Kapalı cerrahinin büyük avantajlarından birinin ise hastaların daha az ağrı hissetmesi ve iyileşme sürecinin daha kısa sürmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kaçar, “Laparoskopi sayesinde hastalarımız genellikle birkaç gün içinde ayağa kalkabiliyor, daha erken taburcu oluyor ve sosyal yaşama hızlıca dönebiliyor. Ayrıca yara yeri enfeksiyonları ve fıtık gibi komplikasyonlar da daha az görülüyor” dedi. Her kolon kanseri hastasının bu yönteme uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Kaçar, “Tümörün komşu organlara yayılmış olması, ileri evre hastalık ya da acil durumlar (örneğin bağırsak delinmesi) gibi durumlarda açık cerrahi tercih edilmesi gerekebilir. Bu nedenle uygunluk, her hasta özelinde dikkatle değerlendirilmelidir,” ifadelerini kullandı. Hastaların bu süreçte bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kaçar, cerrahla açık ve detaylı bir iletişim kurulmasının önemine dikkat çekerek, “Hangi yöntemin kullanılacağı, neden tercih edildiği ve sürecin nasıl işleyeceği mutlaka konuşulmalı. Ayrıca ameliyatın yapılacağı merkezin deneyimi ve multidisipliner bir ekibin varlığı da başarıyı etkileyen kritik faktörler arasında yer alıyor” dedi.
Prof. Dr. Serdar Kaçar Kimdir?
1967 yılında İzmir’de dünyaya gelen Prof. Dr. Serdar Kaçar, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 1985-1992 yıllar arasında tamamlamış olup, genel cerrahi eğitimini ise 1992-1996 yılları arasında SSK Tepecik Eğitim Hastanesi’nde yapmıştır. 1996 yılında genel cerrahi uzmanı olduktan sonra 9 yıl SSK Tepecik Eğitim Hastanesi’nde Genel cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı olarak görev alan Prof. Dr. Kaçar, 2002-2003 yılları arasında ise Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Karaciğer Nakli çalışmalarına katılmıştır. 2005 yılında ise Genel Cerrahi Doçenti ünvanını almaya hak kazanmıştır. Genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Serdar Kaçar, bugüne kadar birçok hastanın hayatına dokunmuştur. Yıllarca organ nakli cerrahisi yapan Prof. Dr. Kaçar, birçok başarılı böbrek, pankreas ve ince barsak nakilleri gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda Türkiye’de ilk kez laparoskopik (kapalı) yöntemle canlı vericiden böbrek çıkaran cerrah olarak tıp tarihine geçmiştir. Son yıllarda özellikle kapalı bağırsak ameliyatları (laparoskopik kolorektal cerrahi) üzerine yoğunlaşan Prof. Dr. Kaçar, hem akademik çalışmalarına hem de hasta tedavilerine aralıksız devam etmektedir. Meslek yaşamı boyunca sağlıkta yeniliklerin öncüsü olmayı hedefleyen Prof. Dr. Kaçar, genç cerrahların yetişmesine de büyük katkı sağlamaktadır.