
Menopoz döneminde kadınların en sık dile getirdiği sorunlardan birinin bel çevresinde belirginleşen yağlanma olduğunu belirten Batı Anadolu Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neslihan Gürbüz, bunun yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla açıklanamayacağını ifade etti.
Dr. Gürbüz, “Menopozla birlikte yumurtalıkların östrojen üretimi belirgin şekilde azalır. Östrojen düzeyindeki bu değişim, yağ dokusunun vücuttaki dağılımını da etkiler. Üreme çağında yağlanma daha çok kalça ve basen çevresinde görülürken, menopoz sonrasında yağın karın bölgesinde, özellikle de iç organların çevresinde toplanma eğilimi artabilir. Bu nedenle kadın, kilosunda çok büyük bir değişiklik olmasa bile bel çevresinde belirgin bir genişleme fark edebilir” dedi. Yaş ilerledikçe kas kütlesinin azalmasının da metabolizma üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Dr. Gürbüz, “Kas kütlesinin azalmasıyla birlikte bazal metabolizma hızı düşebilir ve vücut daha az enerji harcamaya başlayabilir. Bu nedenle daha önce kilo kontrolünü sağlayan beslenme ve hareket düzeni, menopoz sonrasında aynı sonucu vermeyebilir. Fiziksel aktivitenin azalması da bu süreci hızlandırabilir. Bunun yanı sıra hormonal değişiklikler, yaşlanma ve kas kütlesindeki azalmayla birlikte insülin duyarlılığında ve metabolik dengede bozulma eğilimi görülebilir” diye konuştu.
Bioeşdeğer Hormon Tedavisinin Yeri
Menopoz tedavisinde bioeşdeğer hormon tedavisinin, kişiye uygun hormonların uygun doz ve uygulama şekliyle verilerek menopoz belirtilerinin ve hormon eksikliğinin yönetilmesinde kullanılan seçeneklerden biri olduğunu belirten Dr. Gürbüz, hormon tedavisinin kilo verme amacı taşımadığının altını çizdi. Gürbüz, “Hormon tedavisi, menopozla birlikte ortaya çıkan sıcak basmaları, gece terlemeleri ve bazı genitoüriner yakınmaların tedavisinde etkili olabilir. Uygun hastalarda kemik sağlığının korunmasına da katkı sağlayabilir. Ancak önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Hormon tedavisi bir zayıflama tedavisi değildir. Tedavi kararı; kişinin yaşı, menopoz süresi, sağlık öyküsü, risk faktörleri ve tedavinin yarar-risk dengesi değerlendirilerek kişiye özel verilmelidir” dedi.
Menopoz sonrasında vücudun değişen ihtiyaçlarına uygun bir yaşam tarzı oluşturmanın önemine dikkat çeken Dr. Gürbüz, beslenmenin yanı sıra fiziksel aktivitenin de sürecin önemli bir parçası olduğunu söyleyerek, “Yeterli protein, sebze ve liften zengin bir beslenme düzeni; rafine karbonhidrat ve yüksek şeker tüketiminin sınırlandırılması metabolik sağlığın desteklenmesine yardımcı olabilir. Ancak yalnızca diyet yeterli değildir. Özellikle direnç egzersizleri, yani kas güçlendirme çalışmaları, menopoz döneminde büyük önem taşır. Buradaki amaç yalnızca tartıdaki rakamı azaltmak değil; menopoz sonrasında daha güçlü, sağlıklı ve metabolik açıdan dengeli bir beden oluşturmaktır” diye konuştu.