
Batı Anadolu Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neslihan Gürbüz, menopoz döneminde görülen sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, vajinal kuruluk ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen birçok şikâyetin tedavisinde kullanılan hormon tedavilerine ilişkin bilimsel yaklaşımın son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi.
Amerika ve Avrupa'nın önde gelen kadın hastalıkları ve menopoz derneklerinin, uygun hastalarda biyoeşdeğer hormon tedavisini güvenli ve etkili bir seçenek olarak değerlendiren kılavuzlarını güncellediğini belirten Dr. Gürbüz, uzun yıllar hormon tedavileriyle ilgili tartışmaların özellikle 2002 yılında yayımlanan Kadın Sağlığı Girişimi (WHI) çalışmasının ardından yoğunlaştığını hatırlattı.
Son 20 yılda elde edilen bilimsel verilerin bu konudaki yaklaşımı değiştirdiğini ifade eden Dr. Gürbüz, “Yeni araştırmalar, menopozun erken dönemindeki ve 60 yaş altındaki sağlıklı kadınlarda hormon tedavisinin sağlayacağı faydaların, olası risklerden daha fazla olabileceğini ortaya koyuyor. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji (ACOG), menopoz belirtilerinin tedavisinde FDA onaylı biyoeşdeğer hormon preparatlarının etkili olduğunu belirtirken, tedavinin mutlaka kişiye özel planlanması gerektiğini vurguluyor. Mikronize progesteron ve estradiol içeren preparatlar, insan vücudunda doğal olarak bulunan hormonlarla aynı moleküler yapıya sahip oldukları için 'biyoeşdeğer hormonlar' olarak tanımlanıyor" dedi.
Kuzey Amerika Menopoz Derneği'nin (The Menopause Society - eski adıyla NAMS) de hormon tedavisini menopoz semptomlarının giderilmesinde etkili yöntem olarak kabul ettiğini belirten Dr. Gürbüz, derneğin özellikle sıcak basmaları ve genitoüriner menopoz sendromunda hormon tedavisinin yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığına dikkat çektiğini söyledi.
Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği'nin (EMAS) de yayımladığı görüş raporlarında hormon tedavisinin menopoz yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu ifade ettiğini aktaran Dr. Gürbüz, Avrupa'daki uzmanların her kadının bireysel risk faktörlerinin değerlendirilmesi, buna göre en uygun dozun ve uygulama yönteminin belirlenmesi gerektiğinin altını çizdiğini kaydetti.
Herkes İçin Uygun Değil
Hormon tedavisinin her kadın için uygun olmayabileceğine dikkat çeken Dr. Gürbüz, “Meme kanseri öyküsü, aktif karaciğer hastalığı, açıklanamayan vajinal kanama veya pıhtılaşma bozuklukları gibi bazı durumlarda hormon tedavisi mutlaka bireysel olarak değerlendirilmelidir. Bilimsel kuruluşların ortak görüşü, menopoz dönemindeki kadınların hormon tedavisinden korkmak yerine hekimleriyle birlikte kişisel risk ve fayda analizini yapmaları yönündedir. Güncel bilimsel veriler, doğru hasta seçimi yapıldığında biyoeşdeğer hormon tedavisinin hem güvenli hem de yaşam kalitesini artıran önemli bir tedavi seçeneği olduğunu göstermektedir” diye konuştu.