
Günümüz çocuklarının, önceki nesillere kıyasla farklı bir “zeka profili” ile büyüdüğünü belirten Pedagog Emre Güzel, dijital dünyayla erken yaşta tanışan çocukların bilişsel olarak hızla geliştiğini, ancak duygusal ve sosyal becerilerde gerileme yaşadığını söyledi. Güzel, ofisinde ailelerle yaptığı binlerce görüşmede sık karşılaştığı tabloyu şu sözlerle anlattı: “Dokunmatik ekranları 2 yaşında kullanabilen, algoritmaları çözen, dijital dünyanın kodlarını okuyan bir nesil yetişiyor. Ancak aynı çocuklar sosyal ortamlarda donakalabiliyor, göz teması kurmakta zorlanıyor, ‘hayır’ kelimesine tahammül edemiyorlar. Aileler panik içinde geliyor: ‘Çocuğum sosyal ortamlarda zorlanıyor, otistik mi?’ Önce şunu netleştirmek gerekir: Her sosyal-duygusal gecikme, otizm değildir. Aradaki fark hayati önem taşır.” “Modern çocuk, ekran karşısında saatler geçirirken bilişsel devinimini hızlandırıyor” diyen Güzel, bu durumun görünmeyen bir bedeli olduğuna dikkat çekti: “Puzzle’ları hızlı çözüyor, hafızası güçlü, mantık kurma becerileri gelişmiş. Ancak parkta bir arkadaşıyla oyun kurarken zorlanıyor, sıra bekleyemiyor, yüz ifadelerini okuyamıyor. Buna ‘dijital-duygusal uçurum’ diyorum. Teknoloji, çocuğun bilişsel motorunu çalıştırırken duygusal kaslarını zayıflatıyor. Bu durum, otizm spektrumundaki kalıcı nörolojik farklılıklarla karıştırılmamalıdır. Biri istemez, diğeri beceremez. Bu ince çizgi, mutlaka uzman bir gözle değerlendirilmelidir.”
Otizm mi, Duygusal Gecikme mi?
Otizmin doğuştan gelen, beyin yapısındaki farklılıklarla ilişkili ve yaşam boyu süren bir durum olduğunu vurgulayan Güzel, aradaki temel farkları şöyle özetledi: “Otizmde sosyal iletişimde kalıcı farklılıklar, tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanları görülür. Dijital-duygusal gecikme ise; aşırı ekran kullanımı ve yetersiz sosyal etkileşim gibi çevresel faktörlere bağlı, doğru müdahaleyle telafi edilebilen bir gelişim duraksamasıdır. Kritik fark şudur: Otizmli bir çocuk sosyal oyunda kendi kurallarını kurar; dijital-duygusal gecikme yaşayan çocuk ise kuralları bilmek ister ama uygulamakta zorlanır.” Terapi Oyunu Alsancak ve Bayraklı şubelerinde bu tabloyla her gün karşılaştıklarını belirten Güzel, doğru müdahalenin kısa sürede etkili olabildiğini söyledi: “Ekran yoğunluğu nedeniyle duygusal becerileri gerileyen çocuklar, uygun oyun terapisi ortamında 3-6 ay içinde belirgin ilerleme gösterebiliyor. Çünkü 0-7 yaş arası dönem, nöroplastisitenin en güçlü olduğu süreçtir. Kaybolan bir beceri yok; yalnızca ‘uyuyan’ bir kapasite var. Onu uyandıran şey, ekranın sunamadığı gerçek insan temasıdır.” Pedagog Emre Güzel, ailelerin evde uygulayabileceği küçük ama etkili adımların fark yarattığını belirterek şu önerilerde bulundu:
Ekran Yasağı Değil, Ekran Dengesi: Teknolojiyi tamamen yasaklamak yerine denge kurulmalı. Ekran süresi, yüz yüze etkileşim süresini geçmemeli.
Duygusal Okuryazarlık Oyunları: Bir çizgi film izlerken durdurup “Sence şimdi ne hissediyor?” diye sormak, çocuğun duygu tanıma becerisini güçlendirir.
Evde Sosyal Beceri Alanı Oluşturmak: Misafir geldiğinde çocuğu odasına kapatmak yerine, selam vermesi ve göz teması kurması için nazikçe teşvik etmek küçük ama kalıcı kazanımlar sağlar.
Oyun Terapisinin Gücü: Sıra bekleme, paylaşma, empati kurma gibi beceriler; legoyla kule yapmak, hamur yoğurmak, kukla oyunları oynamak gibi basit oyunlarla desteklenebilir.