
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci, Parkinson hastalığında her hastanın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğini yani standart bir tedavi anlayışının olmadığını vurguladı.
Parkinson hastalığında tedavinin kişiye özel planlanmasının büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Küsbeci, “Verilen ilaçların yalnızca etkileri değil, yan etkileri de son derece önemlidir. Bu nedenle hastanın yaşı, hastalık süresi, belirtilerin şiddeti ve hastalığın başlangıç şekli ve eşlik eden hastalıklar mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. Hastalığın erken evresinde çoğunlukla ilaç tedavisinin yeterli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Küsbeci, fizik tedavinin de en baştan itibaren tedaviye eklenmesi gerektiğini söyledi. Parkinson hastalığında yüksek doz ya da düşük doz diye bir kavram olmadığını ilaç dozlarının hastanın ihtiyacına göre ayarlanması gerektiğini vurguladı. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda ise ileri evre tedavilere geçilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Küsbeci, bu yöntemler arasında beyin pili, pompa tedavisi ve iğne tedavisinin yer aldığını aktardı. Bu kararı verirken de hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklarının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Beyin Pili Tedavisi: Beyin pili tedavisinin her Parkinson hastası için uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Küsbeci, “70 yaş altı, sık ilaç kullanan ancak yeterli fayda göremeyen, demansı, ciddi depresyonu ya da beyinde damar tıkanıklığı olmayan hastalarda beyin pili yüz güldürücü sonuçlar verebilir” şeklinde konuştu.
Pompa Tedavisi: “Ağızdan alınan ilaçlar mide hareketlerinin yavaşlaması nedeniyle yeterince emilemediğinde, ilacı doğrudan ince bağırsaktan veren pompa tedavisiyle çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz” dedi. Pompa tedavisinin de çok etkin bir yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci doğru hastaya uygulandığında hastaların hayat kalitelerinin belirgin şekilde düzeldiğini hastaların rahatladıklarını vurguladı.
İğne Tedavisi: Sabah ilk uyandıklarında haplar etki edene kadar zaman geçen ya da iki ilaç arasında zaman zaman ilaç etkisinin kaybolduğu hastalarda iğne tedavisinin önemli bir alternatif olduğunu belirten Prof. Dr. Küsbeci, “Cilt altına uygulanan bu tedavi 4–12 dakika içinde etki ediyor ve hastaların gün içerisinde kapanma yaşamadan hayatlarına devam etmelerini sağlıyor” ifadelerini kullandı. Bu tedavinin de pompa şeklinde sürekli infüzyon şeklinde verilebildiğini de ekledi.
“Ne Çok Erken, Ne Çok Geç”
İleri evre tedavilere geçiş zamanının kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Küsbeci, “Parkinson hastalığı dopamin eksikliğinden kaynaklanır. Bu tedaviler çok geciktirildiğinde beyinde yanıt verecek hücre sayısı azalır ve tedavinin etkinliği düşer. Tabii ki her hastaya ileri evre tedaviler uygulanmalıdır diye bir şart yoktur ama bu tedavilerin uygun olduğu hastalarda geciktirilmemesi gerekir” dedi.
Parkinson hastalığında herkes için tek bir doğru tedavi olmadığının bir hastaya çok iyi gelen bir yöntemin diğer hastalara da uygun olmayabileceğinin önemle altını çizen Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci, sözlerini şöyle tamamladı: “Parkinson tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir ancak doğru tedaviyle yaşam kalitesi ciddi şekilde artırılabilir. Hasta, hasta yakını ve doktor arasındaki iletişim bu sürecin temelidir. Bizim en büyük mottomuz; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tedavidir.”