
Ramazan ayı, sadece ruhun değil bedenin de arınma ve dinlenme zamanıdır. Uzun saatler süren açlıkla birlikte vücut, sindirim sisteminden metabolizmaya kadar pek çok alanda adeta yeniden denge kurma fırsatı bulur. Günlük hayatın koşuşturmasında fark etmeden yorduğumuz bedenimiz, bu süreçte disipline olur; beslenme düzeni değişir, alışkanlıklar gözden geçirilir. Bu yönüyle oruç, bir ay da olsa hem manevi hem de fizyolojik anlamda ciddi bir toparlanma imkânı sunar. Ancak şu gerçeği göz ardı etmemeliyiz: Oruç, sağlıklı bireyler için faydalı bir ibadet olmakla birlikte, bazı hastalık gruplarında dikkatli planlama gerektirir. Özellikle kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, ritim bozuklukları, böbrek hastalıkları ve diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan kişiler için mesele sadece aç kalmak değildir; ilaç düzeninin doğru yönetilmesidir. İşte tam da bu noktada, “niyet ettim” demek tek başına yeterli olmaz; bilinçli ve kontrollü hareket etmek gerekir. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum Özel Akut Kalp Damar Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği’nden Uzm. Dr. Abdurrezak Börekci, önemli bir noktaya dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir hekim olarak özellikle vurgulamak isterim; kalp-damar hastalıkları, tansiyon, ritim bozuklukları, kalp yetersizliği ya da stent öyküsü olan hastalarda ilaçların düzenli ve saatinde kullanımı hayati önem taşır. İlacın tek bir dozunun bile atlanması bazen ciddi sonuçlara yol açabilir. Oruç ibadeti elbette çok kıymetlidir. Ancak sağlık, korunması gereken bir emanettir. Kontrolsüz şekilde ilaç kesmek; tansiyon yükselmesi, ritim bozukluğu, göğüs ağrısı ve hatta kalp krizi riskini artırabilir.”
Doktor Görüşü Çok Önemli
Burada altını kalın çizgilerle çizmemiz gereken bir husus var: Kendi kendimize karar vermek en büyük hatadır. “Bir ay idare ederim” düşüncesi, telafisi zor sonuçlara yol açabilir. Oysa doğru yaklaşım son derece nettir. Ramazan öncesinde mutlaka hekiminize başvurun. İlaç saatleriniz sahur ve iftara göre yeniden planlanabilir. Gerekirse doz ayarlaması yapılabilir. Bazı uzun etkili ilaçlara geçiş mümkün olabilir. Tıbben uygun olmayan durumlarda ise oruç ertelemesi ya da farklı dini çözümler değerlendirilebilir. Unutmayalım ki dinimizde sağlık zarara uğratılmaz; kolaylık esastır. Ramazan, sadece aç kalmak değil; bilinçlenmek, ölçülü olmak ve emanete sahip çıkmaktır. Sigarayı bırakmak, sağlıksız beslenme alışkanlıklarını terk etmek, fazla kilolardan kurtulmak için bu ay büyük bir fırsattır. Fakat aynı hassasiyeti düzenli ilaç kullanımında da göstermek gerekir. Çünkü sağlıklı bir beden olmadan ibadetin huzurunu tam anlamıyla yaşayabilmek de zordur. Şunun altını özellikle çizmek isterim; lütfen yanlış anlaşılmasın. Ben “oruç tutmayın” ya da “küçük bahanelere sığının” demiyorum. Tam tersine, sağlıklı her bireyin bu mübarek ayı bir fırsat bilmesini ve bazı zararlı alışkanlıklardan kurtulmasını tavsiye ederim. Özetle şunu unutmamalıyız: Bilinçli hareket etmek de ibadetin bir parçasıdır. Sağlığınızı riske atmak fedakârlık değil, ihmaldir. Sağlıklı bir Ramazan geçirmek için en önemli kural şudur: İlacınızı doktorunuza danışmadan asla kesmeyin. Çünkü bize emanet olan bedenimizi korumak da en az ibadet kadar kutsal bir sorumluluktur.