Ege Ambulans
Sadece Kilo Problemi Değil: PCOS Kadın Bedeninin Sessiz Çığlığı Olabilir21/05/2026

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ömür Keskin, birçok kadının adet düzensizliği, inatçı kilo artışı, tüylenme, sivilce, halsizlik ve sürekli tatlı isteği gibi şikâyetleri yıllarca “stres”, “genetik” ya da “basit bir hormon bozukluğu” olarak değerlendirdiğini belirterek, aslında bedenin çok daha önemli bir mesaj vermeye çalışıyor olabileceğine dikkat çekti. Toplumda oldukça sık görülen Polikistik Over Sendromu’nun (PCOS) yalnızca yumurtalıklarla ilgili bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Keskin, “PCOS; kadının hormonlarını, metabolizmasını, cildini, ruh halini ve uzun vadede yaşam kalitesini etkileyebilen karmaşık bir tablo olabilir. Üstelik her kadında aynı şekilde ortaya çıkmaz. Kimi hastada adet düzensizliği ön plandayken, kimisinde kilo kontrolü zorlaşır, kimisinde ise çocuk sahibi olma sürecinde kendini gösterir” dedi.

Yaşam Tarzı Değişikliği Şart

PCOS’un bir “karakter kusuru” ya da “iradesizlik” olmadığının altını çizen Dr. Keskin, “Çoğu zaman bu durum; insülin, hormonlar ve yaşam tarzı dengesinin bozulmasına karşı bedenin verdiği karmaşık bir yanıttır. Birçok hastam bana ‘Ne kadar az yesem de kilo veremiyorum’ diyor. Çünkü PCOS’ta mesele yalnızca kilo değildir. Özellikle insülin direnci eşlik ediyorsa, vücut enerji kullanımında farklı çalışmaya başlar. Kan şekeri dalgalanmaları; açlık krizleri, yorgunluk, karın çevresinde yağlanma ve yoğun tatlı isteğiyle kendini gösterebilir. Bu nedenle tedavide yalnızca ilaçlar değil, yaşam tarzı düzenlemeleri de büyük önem taşır” diye konuştu. Fonksiyonel tıp yaklaşımında hedefin sadece belirtileri baskılamak değil, bedenin neden bu dengeyi kaybettiğini anlamak olduğunu ifade eden Dr. Keskin, “Uyku düzeni, stres seviyesi, bağırsak sağlığı, beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik ve kronik inflamasyon bu tabloda mutlaka değerlendirilmesi gereken başlıklardır” dedi.

Neler Yapılmalı?

Günlük yaşamda yapılabilecek küçük değişimlerin önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Dr. Keskin, “Kahvaltıyı sadece poğaça ve çaydan ibaret bırakmamak gerekiyor. Protein içeren bir kahvaltı, gün içinde kan şekeri dengesine ciddi katkı sağlayabilir. Uzun süre aç kalıp akşam aşırı yemek yemek ise PCOS’lu bedenin dengesini daha da zorlayabilir” ifadelerini kullandı. Hareketin önemine de değinen Dr. Keskin, “Saatlerce spor yapmak şart değil. Düzenli yürüyüş bile insülin hassasiyetini artırmada oldukça değerlidir. Özellikle yemek sonrası kısa yürüyüşler dahi fark yaratabilir” dedi. Kronik stresin hormon dengesi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Dr. Keskin, “Sürekli alarm halinde çalışan bir beden, hormonlarını sağlıklı şekilde yönetmekte zorlanır. Kaliteli uyku, nefes egzersizleri, pilates, yoga ya da kişiye iyi gelen sakinleştirici rutinler tedavinin görünmeyen ama önemli parçaları arasındadır” diye konuştu. Beslenmede mucize diyetlerden çok sürdürülebilir dengenin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Keskin, paketli gıdaların azaltılması, liften zengin sebzelerin artırılması, yeterli protein tüketimi ve düzenli öğünlerin birçok hastada olumlu sonuçlar sağlayabildiğini belirtti. PCOS tanısı alan kadınların kendilerini eksik, kusurlu ya da umutsuz hissetmemesi gerektiğini söyleyen Dr. Keskin, “Doğru takip, uygun yaşam düzenlemeleri ve kişiye özel tedaviyle hem belirtiler kontrol altına alınabilir hem de yaşam kalitesi ciddi şekilde artırılabilir. Bazen beden bize bağırmadan önce fısıldar. Adet düzensizliği, geçmeyen yorgunluk, cilt problemleri ya da kilo kontrolündeki zorluklar, vücudunuzun ‘beni dinle’ deme şekli olabilir” dedi.

Sosyal Ağlarda Paylaş
Ege Ambulans
Has Ajans Sağlık Gazetem 0(232) 464 75 73 info@saglikgazetem.com