Ege Ambulans
Şişirilmiş Bir Balon “Sosyal Medya”26/01/2026

Dijital çağda bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ancak ne yazık ki aynı hızla yalan, çarpıtılmış ve bilinçsiz haberler de toplumun damarlarına sızıyor. Özellikle sosyal medya platformları, denetimsiz yapıları nedeniyle bugün yalnızca bireyleri değil, aile yapısını, kurumları ve toplumsal güven duygusunu da ciddi biçimde zedeliyor.

Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bir tablo var: Kaynağı belirsiz iddialar, doğrulanmamış paylaşımlar ve tek taraflı anlatılar. Bir bakıyorsunuz; bir kamu kurumu, bir sağlık kuruluşu ya da bir eğitim kurumu, hiçbir somut delil ortaya konmadan zan altında bırakılıyor. Üstelik bu içerikler, “iddia edildi”, “böyle deniliyor” gibi muğlak ifadelerle servis edilerek sorumluluktan kaçılıyor. Oysa bir kurumun itibarı, özellikle de toplumda en fazla güven duyulan sağlık ve eğitim kurumlarının saygınlığı, yılların emeğiyle inşa edilir. Ancak yalan, asılsız ve tek taraflı paylaşımlar, bu güveni kısa sürede zedeleyerek toplumda ciddi bir şüphe ortamı oluşturabiliyor. Birkaç dakikada yayılan sözde haberler, yıllarca verilen emeği kirletebiliyor. Daha da tehlikelisi ise bu tür içeriklerin toplumda genelleme kültürünü beslemesi. Tekil bir olay, bütün bir kurumu; istisnai bir örnek, tüm bir meslek grubunu hedef hâline getirebiliyor. Bu durum yalnızca kurumları değil, o kurumlara güvenen milyonlarca vatandaşı da doğrudan etkiliyor.

Çamur At İzi Kalsın

Kendilerini sözde basın mensubu olarak adlandıran kişilerin kurdukları bu sosyal medya platformları yalızca kurumları kirletmekle kalmıyor; aynı zamanda aile yapısı da bu dijital kirlilikten payını alıyor. Sosyal medyada aile kurumunu itibarsızlaştıran, değerleri küçümseyen ya da bilinçli şekilde olumsuz örnekler üzerinden algı oluşturan paylaşımlar hızla yayılıyor. Gerçek dışı haberler ve çarpıtılmış hikâyeler, özellikle gençlerin zihinlerinde aile kavramına dair ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Bir diğer sorun ise “linç” kültürünün normalleşmesi. Yalan ya da eksik bir bilgiyle başlatılan dijital kampanyalar, kısa sürede binlerce kişinin katıldığı bir infaz mekanizmasına dönüşebiliyor. Ne hukuk süreci bekleniyor ne de karşı tarafın kendini ifade etmesine fırsat tanınıyor. Sonuç: Zedelenmiş itibarlar, yıkılan güven ve telafisi zor toplumsal yaralar. Elbette burada sorumluluk sadece içerik üretenlerde değil. Sosyal medya platformlarının “her şey serbest” anlayışıyla hareket etmesi, yalan haberin önünü açıyor. Etkileşim uğruna görmezden gelinen bu içerikler, toplumun ruh sağlığını ve birlikte yaşama kültürünü tehdit ediyor.

Kurumlara ve Aile Yapısına Zarar Veriliyor

Tabi ki çözüm yasaklamakta değil; bilinçlendirmekte ve sorumlulukta yatıyor. Dijital okuryazarlık artık bir lüks değil, toplumsal bir zorunluluk. Her gördüğümüze inanmamak, paylaşmadan önce sorgulamak ve kaynağını araştırmak, bireysel bir refleks haline gelmeli. Aynı şekilde, medya etiği ve kamu sorumluluğu bilinciyle hareket eden habercilik anlayışı desteklenmeli. Çünkü doğru bilgi, yalnızca gerçeği anlatmaz; toplumu ayakta tutar. Bugün sosyal medyada yayılan her yalan, yarın biraz daha güvensiz, biraz daha kutuplaşmış bir toplum demek. Unutulmamalıdır ki, yanlış bilgiyle zehirlenen bir toplum, doğruyu duyamaz hale gelir.

Sosyal Ağlarda Paylaş
Ege Ambulans
Has Ajans Sağlık Gazetem 0(232) 464 75 73 info@saglikgazetem.com