
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Külal Çukurova, kadın sağlığında en sık karşılaşılan enfeksiyon tablolarından biri olan vajinal mantarın özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda oldukça yaygın görüldüğünü söyledi. Bu durumun toplumda çoğu zaman basit bir “geçici kaşıntı” gibi algılanmasının yanlış olduğunu, ancak aynı zamanda gereksiz korkuya da yol açmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Çukurova, “Vajinal mantar enfeksiyonu, doğru tanı konulduğunda hızlı ve etkili şekilde tedavi edilebilen, fakat ihmal edildiğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren bir sağlık problemidir. Vajinal mantar enfeksiyonu vajina florasında doğal olarak bulunabilen Candida türü mantarların çeşitli nedenlerle aşırı çoğalması sonucu ortaya çıkar. Normal koşullarda vajinal flora, bakteriler ve mantarlar arasında dengeli bir yapıdadır. Ancak bu denge bozulduğunda mantar hücreleri hızla çoğalır ve tipik şikâyetler ortaya çıkar. Özellikle antibiyotik kullanımı sonrasında bu denge sıkça bozulur. Antibiyotikler zararlı bakterileri azaltırken vajinanın doğal savunma sistemini de zayıflatabilir. Bu da mantarların kolayca çoğalmasına zemin hazırlar” dedi.
Belirtileri Neler?
Hastalığın genellikle yoğun kaşıntı, yanma hissi ve beyaz, peynirimsi vajinal akıntı şeklinde ortaya çıktığını söyleyen Dr. Çukurova, “Bazı hastalarda idrar yaparken yanma, cinsel ilişki sırasında ağrı ve genital bölgede belirgin hassasiyet de görülebilir” diye konuştu. Vajinal mantar enfeksiyonunun ortaya çıkmasında yalnızca ilaç kullanımının değil, günlük yaşam alışkanlıklarının da önemli rol oynadığını belirten Dr. Çukurova, “Bağışıklık sisteminin zayıflaması, hormonal değişiklikler, gebelik dönemi, kontrolsüz şeker hastalığı ve aşırı hijyen uygulamaları da bu durumu tetikleyebiliyor. Özellikle vajinanın doğal yapısını bozacak şekilde sık ve kimyasal içerikli ürünlerle temizlik yapılması faydadan çok zarar getiriyor. Ayrıca dar, sentetik ve hava almayan kıyafetler de nemi artırarak mantar oluşumunu kolaylaştırabiliyor” şeklinde konuştu.
Tedavi Süreci
Tedavi sürecinde genellikle antifungal ilaçların kısa sürede etkili sonuç verdiğini belirten Dr. Çukurova, “Burada en önemli nokta doğru tanının konulmasıdır. Çünkü her kaşıntı veya akıntı mantar enfeksiyonu anlamına gelmeyebilir ve yanlış tedavi hastalığı gizleyerek daha karmaşık hale getirebilir. Tekrarlayan vakalarda ise yalnızca semptomları baskılamak yeterli olmaz; altta yatan nedenlerin araştırılması gerekir. Yılda üç-dört kez mantar enfeksiyonu geçirilmesi, vajinal tabletler ve ağızdan kullanılan ilaçlara rağmen tedaviye yanıt alınamaması ya da ilaç bırakıldıktan sonra enfeksiyonun yeniden ortaya çıkması durumunun kronik vajinal mantar enfeksiyonu olarak değerlendirilmektedir. Kronikleşen enfeksiyonlardan kurtulmak ve tekrarını önlemek için öncelikle vücudun genel dengesinin yeniden sağlanması gerekir. Mantar enfeksiyonlarında rezervuar çoğu zaman bağırsaklardır. Bu nedenle tedavinin ilk adımını beslenme düzeninin gözden geçirilmesi ve bağırsak florasının iyileştirilmesi oluşturur. Bağırsaktaki Candida yükünün azaltılmasının ardından gerekli durumlarda vajinal lazer uygulamaları devreye girebilir. Bu yöntemle vajinal mukozada tutunan Candida filamentlerinin azaltılması hedeflenirken, aynı zamanda bölgedeki kan dolaşımı ve bağışıklık yanıtının desteklenmesi amaçlanır. Tedavi sürecinde ayrıca yüksek basınçlı oksijen uygulamalarından, hyalüronik asit desteklerinden ve borik asit uygulamalarından da yararlanılabilir ” dedi.